Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara



(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 170
» Son Üye: bilisim
» Toplam Konular: 3,041
» Toplam Yorumlar: 3,504

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 24 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 24 Ziyaretçi

Son Aktiviteler
Fil Sözlükte Yazar Alımla...
Forum: Kadın Modası
Son Yorum: deniz
9 saat önce
» Yorumlar: 0
» Okunma: 1
Abiye, giyim, elbise
Forum: Kadın Modası
Son Yorum: skirubo
Dün, 22:51
» Yorumlar: 0
» Okunma: 1
Biyografi Oku
Forum: Kadın Modası
Son Yorum: deniz
Dün, 11:29
» Yorumlar: 0
» Okunma: 4
Sağlık Forumu
Forum: Kadın Modası
Son Yorum: deniz
Dün, 10:27
» Yorumlar: 0
» Okunma: 4
Adana - Su - Gül - Sigara...
Forum: Kadın Modası
Son Yorum: deniz
Dün, 09:45
» Yorumlar: 0
» Okunma: 4
Oyuncak, Barbie, ty peluş
Forum: Kadın Modası
Son Yorum: skirubo
11/11/2019, 16:05
» Yorumlar: 0
» Okunma: 4
Binox mavi saç çıkaran se...
Forum: Kadın Modası
Son Yorum: deniz
10/11/2019, 21:56
» Yorumlar: 0
» Okunma: 18
Koliva Bilgisayar
Forum: Kadın Modası
Son Yorum: kayrna
10/11/2019, 11:37
» Yorumlar: 0
» Okunma: 7
PlatinMarket E-Ticaret Si...
Forum: Kadın Modası
Son Yorum: kayrna
10/11/2019, 08:19
» Yorumlar: 0
» Okunma: 7
Viagra Fiyatı
Forum: Kadın Modası
Son Yorum: kayrna
09/11/2019, 14:37
» Yorumlar: 0
» Okunma: 13

 
  Anne sütü nasıl arttırılır?
Yazar: defne - 16/10/2018, 03:02 - Forum: Gebelik ve Sonrasında Güzellik - Yorum Yok

Birçok tavsiyelerde bulunan Dr. Fevzi Özgönül, anne sütü için mısır gevreğinden, aşırı miktarda unlu besinlerden, maydanoz ve naneden kaçınmanın lazım geldiğini belirterek, çok miktarda çay ve kahve tüketimi de sütün oluşmasını olumsuz etkilediğini ifade etti. Kahvaltı öğle ve akşam yemeklerinde anne sütünün artması için nasıl beslenmesi gerektiğini açıklayan Özgönül, anne sütü nasıl artar, anne sütü nasıl çoğalır gibi sorulara cevap buldu....


Anne sütü nasıl artar? Anne sütü nasıl çoğalır?
"Kahvaltı: Bir anne mutlaka kahvaltı yapmalıdır. Toplumda şekerli içecek ve yiyeceklerin anne sütünü arttırdığına dair çok yanlış bir inanış vardır. Şekerli içecekler ve tatlılar, sağlıklı gıdaların emilimini engellediği için, tam tersi süt üretiminde aksamalara yol açar. Kahvaltıda 1 tane kuru incir veya 1 tatlı kaşığı pekmez demir deposu olduğu için iyidir. 1 su bardağı da taze sıkılmış meyve suyu içilebilir. Bunlar dışında iştah ve istek olduğu ölçüde peynir, yumurta, zeytin, yeşillik ve diğer kahvaltılık ürünlerden yenilmelidir. Mısır gevreği ,çok fazla unlu yiyeceklerden,maydanoz ve naneden kaçınmak gerekir. Aralarda çok fazla çay ve kahve içmek de süt üretimini olumsuz etkiler, onun yerine doğadaki diğer doğum yapmış canlılar gibi su tüketimini arttırmak çok sağlıklıdır.
Öğle Yemeği: Hazmı kolay ve besleyici değeri yüksek olan tencere yemeklerini, etli sebze yemeklerini, zeytinyağlıları tercih edelim. Su oranı yüksek olan ıspanak, pazı, kara lahana, yeşil fasulye gibi sebze yemeklerini özellikle tercih edelim, ayrıca her yemekle birlikte bol miktarda marul salatası çok iyi gelecektir. Sadece bazen süt üretimini azalttığı söylenen maydanoz ve naneden ayrıca kızartma ve çok yağlı, unlu ve şekerli yiyeceklerden uzak duralım.
Akşam Yemeği: Özellikle hazmı zor olan ve uyku düzenimizi bozabilecek ve gaz oluşturacak baklagillerden, meyve ve salata gibi çiğ sebzelerden uzak durmanızı öneririm. Akşam ideali çorba ile başlayıp, sonra açlığımız azalıncaya kadar pişmiş hafif bir sebze yemeği ile günü kapamaktır" 
Bedenin en rahat ettiği durum, ihtiyacı olan tüm besinlerin ritmik şekilde bedene alındığı durum olduğunu kaydeden Özgönül, "Bebek beslenmesinde öğün atlamak, uzun açlık dönemleri, sindiremeden yeni gıdanın verilmesi, besleyici değeri düşük gıdaların verilmesi nasıl uygun değilse, aynı şekilde annenin beslenmesinde de bu kurallar geçerlidir”.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Aslı Alay, doğum sonrasında bebeğin anne ile buluşması, annenin tenini ve sıcaklığını hissetmesinin oldukça önemli olduğunu ifade ederek, “Prematür doğan yoğun bakım desteği alan bebeklerde ise bu temasın gerçekleşememesi nedeniyle anne sütünün salgılanmasıyla ilgili sorunlar yaşanabilir” dedi.

Erken doğan yoğun bakımda kaldığı için emziremeyen annelerde sık aralıklarla süt sağılmasının önemli olduğunu kaydeden Op.Dr. Aslı Alay, “Gece de dahil olmak üzere 2-3 saat aralıklarla meme, süt pompası ile boşaltılmalıdır. Ağızdan beslenmeyen bebeklerde sağılan süt depolanır, daha sonra uygun şartlarda kullanılır. Bebek anne sütü ile beslenmeye başlandığında anne memesini tutmada sorun yaşayabilir. Çünkü çabuk yorulu, çene kasları tam gelişmemiştir. Ancak anne vazgeçmemeli, kararlı olmalıdır. Bazı dirençli memeyi tutamayan bebeklerde silikon meme ucu kullanılır. Silikon meme ucuna üstten enjektörle mama verilir, bebek mamanın anne memesinden geldiğini düşünür ve yaklaşık 8-10 gün içinde anne memesine alışır. Bu yöntem annenin bebekten herhangi bir nedenle uzakta kaldığı, annenin kısa bir süre meme veremediği durumlarda da kullanılır. Yani her zaman anne sütü. Solunum yolu, kulak ve sindirim sistemi enfeksiyonlarına karşı koruyan, alerjik reaksiyonları önleyen, bebeğin ruhsal, zeka ve bedensel gelişimine katkı sağlayan ve birçok kronik hastalıktan koruyan anne sütü, aynı zamanda anneyi meme ve yumurtalık kanserinden de korumaktadır. Özellikle ekonomik sorunların yaşandığı günümüz şartlarında bebek ve anne sağlığı için parasız, hazır, sağlıklı, koruyucu bu kutsal besinin tüm bebeklerin alması sağlanmalıdır” şeklinde konuştu.

Anne sütünün kesilme nedenleri
 
Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Aslı Alay, annenin sütünün kesilme nedenleri arasında beslenme yetersizliği, düzensiz beslenme ve stres olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Özellikle yoğun stres ve üzüntü sütün azalmasına veya kesilmesine neden olabilir. Bu nedenle süt veren annelerde beslenme düzeni, protein alımı ve kalsiyum içeren gıdalar tüketilmelidir. Laktasyonda olan kadınlar 1 kase yoğurt, 1 bardak süt ve bolca beyaz peynir tüketmeli, kahvaltıda yumurta ve günlük menüde mutlaka hayvansal bir protein almalıdır. Demir emilimini arttırmak için yemeklerle bol salata tüketmeli, çay ve kahveyi azaltmalıdır. Ayrıca meyve tüketimi önemli olup, aralarda ceviz, badem, fındık gibi yemişler tüketilmelidir. Çay, kahve, çikolata, alkollü içecekler ve sigaradan uzak düzenli ve dengeli beslenme annenin kilo vermesini de hızlandırır Böyle durumlarda anneyi destelemek ve eş desteği oldukça önemlidir. Anneye emzirme ile ilgili eğitim verilmelidir. Süt miktarı az bile olsa annenin 2 saat aralıklarla emzirmesi önerilir. Ayrıca meme ucu bakımı oldukça önemli olup memenin iltihabi durumlarında ve meme ucu sorunlarında hekim kontrolü ve kısa sürede tedavisi yapılmalıdır. Meme ucunun kızarık olduğu ve kanadığı durumlarda dahi bebeği emzirilmesi sürdürülmelidir.”
Günümüzde mama şirketlerinin hem anne hem de bebekleri bir müşteri olarak gördükleri için satışa yönelik reklamlar emzirme sırasında her sorunda ebeveyinlerin mamaya başvurmalarına neden olduğunu söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op.Dr. Aslı Alay, “Oysaki anne sütü bebek sağlığı için oldukça önemlidir. İlk 6 ay her bebek aylık kontrol edilmeli. Bir ayda ortalama 600-800 gram alan bir bebekde kilo alımı normal olup anne sütü dışında ek beslenmeye ihtiyacı yoktur. Anne sütünün bebeği besleyememesi mümkün değildir. Yeterli kilo alamayan bebeklerde ailedeki diğer bireylerin ve mama reklamlarının da etkisi ile anneler mamaya yönlenebilir. Çocuk, kadın doğum ve aile hekimleri anneleri bu konuda aydınlatmalı, anne sütünün yararları anlatılmalıdır. 
"Ayrıca hastaneler, alışveriş merkezleri gibi insanların yoğun olduğu yerlerde rahat ve hijyenik bebek bakım odalarının bulunması zorunlu olmalıdır. Anne sütü bebek iki yaşına gelene kadar verilmelidir. Anneler genellikle süt arttırıcı birtakım besin takviyelerini arar. Çünkü çoğu anne sütünün az geldiğine inanır. Bebeklerine olan sevgi o kadar çoktur ki onlara yetemeyecekleri korkusu ve endişesini yaşarlar. Ancak beslenmenin oldukça güç, savaşın hakim olduğu ülkelerde yapılan çalışmalar göstermiştir ki anne sütü her daim gelebiliyor. Ancak sağlıklı anne sağlıklı çocuk için vazgeçilmez olup annelere dengeli beslenmeye özendirmek önemlidir. 
"Emziren kadın bol su içmeli, günlük proteinini et, tavuk ve balıktan almalı, kuru baklagilleri eksik etmemeli ve her açıdan vazgeçemediğimiz sebze, meyve ve süt ürünleri günlük düzenli olarak almalıdır. Dengeli, düzenli ve yeterli kalori alımını gerçekleştiren annede üretilen süt çoğunlukla bebeğe yeterli oluyor. Ayrıca yalancı emzik, biberon ve mama verilmesi süt üretimini azalttığından bu tip uygulamalardan uzak durmalıdır. Halk arasında sütü arttırdığına inanılan kimyon, rezene, dereotu, siyah susam, arpa ve arpa suyu, yulaf, sarımsak, kırmızı ve yeşil renk sebzeler, zeytinyağı gibi besin öğeleri ile ilgili bilimsel bir kanıt olmamakla birlikte tüketilmesinde bir zarar yoktur. Tüm bu gıdalarda ortak faktör katkı maddesi içermeyen, işlenmemiş ve taze olarak tüketilmesi olup, süt artışında en önemli etken yeterli su alınması olduğu unutulmamalıdır Süt veren bir kadın günlük 3 litre su tüketmesi, sigara, alkol ve kafeinli gıdalardan uzak kalması, dengeli ve düzenli beslenmesi süt salgılanması için yeterlidir” şeklinde konuştu.


  Çalışan hamileler için beslenme önerileri
Yazar: defne - 16/10/2018, 03:01 - Forum: Gebelik ve Sonrasında Güzellik - Yorum Yok

Kahvaltı günün kurtarıcısı
Yoğun bir günde ayakta kalabilmenin temeli kahvaltıdır. Kahvaltı öğününü atlamamalı, her gün kahvaltınızı yapmalısınız. Yumurta, süt, peynir gibi besinleri tüketmeli, çavdar ya da tam buğday ekmeğini sofranızdan eksik etmemelisiniz. Bu besinler kan şekerinizi düzenler ve protein ihtiyacınızı karşılar.

Ara öğünleri atlamayın



Hamilelikte kan şekeri değerlerinize dikkat etmelisiniz. Bunu az az ve sık sık beslenerek sağlamaya çalışabilirsiniz. Ana öğünlerinizi ara öğünlerinizle desteklemeli, farklı gıdalar tüketmelisiniz. 
Çekmecelerinizi, çantalarınızı doldurmanızın vakti geldi. Yoğurt, kuru meyve, ceviz, fındık, badem sizin için doğru atıştırmalıklar olacaktır. Burada dikkat etmeniz gereken nokta kuruyemişlerin miktarıdır. Kalori açısından zengin olan bu besinleri tüketirken miktarlarına özen göstermelisiniz.
Doymuş yağlardan kaçının
Yediklerinizde özellikle dikkat etmeniz gereken nokta doymuş yağdır. Yemeklerinizde sıvı yağlar tercih etmeniz sizin için daha sağlıklıdır. Zeytinyağı, fındık yağı ya da ayçiçeği yağı gibi sıvı yağlar doğru beslenmenin anahtarı olabilir.
Yemeklerden sonra çay içmeyin
Demir hamilelik için önemli bir mineraldir. Hamilelikte özellikle demir takviyesi alınırken yemeklerden hemen sonra içilen çayların demir emilimini engellediğini biliyor muydunuz? Hamilelikte, yemeklerden hemen sonra çay tüketimini durdurun. Eğer çay içmek istiyorsanız yemekten yaklaşık 45 dakika sonra limonlu açık bir çay tercih edebilirsiniz.
Yemekleri fırınlayın
Yağda kızartılmış besinler yerine fırınlanmış besinler sizin için daha iyi bir tercih olabilir. Öğle yemeğinde ızgara veya fırında et, tavuk, balık gibi yemekler tüketmekte fayda vardır. Derin ve soğuk su balıklarını, yüksek cıva içermesi sebebiyle tüketmemeniz gerekir. Onların yerine sardunya, istavrit, çinakop gibi balıkları tercih edebilirsiniz.
Bol su içip dinlenin
Hamilelikte kabızlık mühim bir sorundur. Sıvı alımına dikkat edin ve meyveleri iyice yıkayıp kabuklu olarak tüketin. Sebze ve salata tüketimi de burada anahtar bir rol oynar. Bol su için ve eve gittiğinizde dinlenin. Dinlenmek sadece uyumak değildir; eve geldiğinizde ayaklarınızı uzatın ve vücudunuzu dinlendirin.


  Daha kolay bir doğum, daha sağlıklı bir bebek
Yazar: defne - 16/10/2018, 03:01 - Forum: Gebelik ve Sonrasında Güzellik - Yorum Yok

Hamileliğinizin her aşamasında, bebeğiniz için en doğru şeyleri yemeli ve yapmalısınız. Doğru beslenme, sadece bebeğiniz için sağlıklı bir yaşamın ilk aşamasını oluşturmaz, aynı zamanda hayatınızın bu heyecan verici ve sihirli yeni bölümüne girdiğinizde şimdiye kadar olduğunuzdan daha fazla aktif ve canlı olabilmenizi sağlar. 


Çocuğunuzun fit olmasına yardımcı olun
Şu an yediğiniz besinler, bebeğinizin hayatının ilerleyen zamanlarında sağlıklı bir kiloda olmasına yardımcı olur. 2014'te yapılan bir araştırma, bir annenin hamileyken yediklerinin ve yaşadığı stres seviyesinin bebeğin genetik obezite eğilimini etkileyebileceğini gösteriyor. Ayrıca tamamen stres içermeyen gebelikler peri masallarından ibaret olsa da akıllı beslenme kararları, endişelenmeniz gereken şeylerin sayısını azaltabilir. 
Bebeğinizin akademik başarı şansını arttırın
Çalışmalar, hamilelikteki beslenme şeklinin bebeğin zekasını arttırabildiğini kanıtlıyor. Çalışmalardan birinde hamileyken ve emzirme döneminde balık yağı alan annelerin çocuklarının, almayan annelerin çocuklarına göre akademik testlerde daha yüksek bir puan aldığı görüldü. Diğer bir çalışma, kan dolaşımlarındaki iyot oranı en düşük olan annelerin çocuklarının; sözel IQ, okuma doğruluğu ve okuduğunu anlama bakımından en düşük çeyrekte olduğunu buldu. Yeterli miktarda iyot aldığınızdan emin olmak için deniz tuzunu atın ve standart iyot takviyeli masa tuzunu yemeklerinizi tatlandırırken ölçülü miktarda kullanın.
Bebeğinizin nefes alışını kolaylaştırın
Amerika Beslenme ve Diyetetik Akademisi tarafından hazırlanan bir rapora göre, bebekler rahimdeyken besleyicilik bakımından zengin bir diyetle karşı karşıya kaldıklarında alerji ve astım gibi oto bağışıklık sorunları geliştirmeleri daha az olası.
Çocuğunuza sağlıklı beslenmeyi alıştırın
Sağlıklı yemekler ve atıştırmalıklardan oluşan akıllı bir beslenme düzeni, bebeğinizin beyin gelişimini değiştirebilir; besleyici meyveler, sebzeler ve tahıllar tercih etmesi için programlayabilir. 
Çocuğunuza iyi bir sosyal yaşam sunun
Hayvanlar üzerinde yapılan çalışmalarda araştırmacılar, yumurta ve diğer yağsız proteinlerde bulunan kolin bakımından zengin bir beslenme programı uygulayan annelerin çocuklarının, sosyal davranış açıkları ve kaygıdan daha az muzdarip olduklarını bulmuşlardır. Diğer çalışmalar uygun beslenmenin bir çocuğun davranışlarını kontrol edebilme yeteneğini arttırdığını göstermektedir. Bu, gelecekte çocuğunuzun daha az saldırgan ve daha çok mutlu olması anlamına gelebilir. 
Çocuğunuzu erken doğumdan koruyun
Araştırmalara göre; meyveler, sebzeler, yağsız etler ve kepekli tahıllardan oluşan zengin bir beslenme programıyla beslenen anneler, çocuğunu şeker, yağ ve işlenmiş gıdalarla beslenen annelere göre daha zamanlı doğuruyor. 
Daha az doğum sancısı, daha kolay bir doğum
D vitamini seviyesi normal olan kadınlar, doğum sırasında D vitamini eksikliği olan kadınlara göre daha az sancı çekiyorlar. Vücut; güçlü kasılmalar için vitamine ihtiyaç duyduğundan, doğum daha kolay gerçekleşir.


  Hamilelikte asla yapılmaması gerekenler
Yazar: defne - 16/10/2018, 03:00 - Forum: Gebelik ve Sonrasında Güzellik - Yorum Yok

Anne adaylarının hamilelik boyunca kafasında pek çok soru işareti vardır. Nasıl beslenmem gerekir, hangi egzersizleri yapmalıyım gibi sorular kafaları karıştırır. Hamilelikte anne ve bebek sağlığı için yapılması gereken pek çok şey var. Ama bir de yapılmaması gerekenleri unutmamak lazım.
 Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Tamer Sözen hamilelikte yapılmaması gerekenleri anlattı.
• Karın bölgesini içine almayacak ve uterus üzerine baskı yapmayacak çorap veya taytlar tercih edilmelidir. Çünkü baskı sonucunda pek çok hamile kadın, iş yaparken, yürürken, hatta konuşurken bile nefes almada güçlük yaşayabilir.
• Hamam, sauna, kaplıca gibi aşırı ısı olan yerlerden kaçınmak gerekir. Çünkü yüksek sıcaklık değerleri özellikle, bebeğin organ gelişiminin devam ettiği ilk 3 aylık dönemde teratojen yani sakatlık yaratabilecek etkilere neden olabilir.
• Fazla kahve veya çay tüketilmemelidir. Özellikle kahvenin içindeki kafein, hamileler için oldukça zararlı olabilir. Günde bir Türk kahvesi ya da filtre kahve içilebilir. Kafeinsiz kahve daha rahat tüketilebilir. Çay (meyve çayları dahil) abartılmadığı takdirde istenildiği kadar içilebilir.
 “İki kişilik yemelisin” kavramı son derece yanlıştır. Bu durum anne ve bebek sağlığına zarar verip, kilo kontrolünü zorlaştırır. Gebelikte ideal kilo alımı 12 kg’dır.
• Anne adaylarının alkol ve sigara kullanmaması gerekir. Sigara, gelişme geriliği ya da düşük ve erken doğuma neden olabilir. Alkol bağımlı tarzda alınırsa fetal alkol sendromuna yol açabilir.
• Profesyonel birine danışmadan egzersiz yapılmamalıdır. Bunun yerine yürüyüş veya yüzme, hamile kişinin daha iyi uyumasına yardımcı olur, dayanıklılık ve direnç kazanmasını sağlar.
•İşlenmiş gıda (Sosis, salam, hazır çorba, cips, şekerlemeler…) ve pişmemiş şarküteri ürünleri de tüketilmemelidir.
• Su içmeyi ihmal etmek en büyük yanlışlardan biridir. Bebeğin bulunduğu amniyotik sıvı sürekli kendini yenileyen yapıdır. Her ne kadar içilen su amniyotik sıvıyı arttırmasa da fazla değer faydaları göz önünde bulundurulmalıdır. Mümkünse günde 2.5 litre su tüketmek gerekir.
•Gebelikte anne fazla şeker ve tatlıdan kaçınmalıdır. Fazla şeker, gebelik şekerine bağlı olarak,düşüğe, bebek ölümlerine neden olabilir ve bebeğin doğum ağırlığının artmasına yol açarak doğum esnasında anneyi zorlar.
• Gebelik sebebi ile terleme ve vajinal akıntılar artar. Bu yüzden her gün banyo yapmak anne adayını hem rahatlatır hem de hijyen sağlar.


  Gebelikte egzersiz yaparken nelere dikkat edilmeli?
Yazar: defne - 16/10/2018, 02:59 - Forum: Gebelik ve Sonrasında Güzellik - Yorum Yok

Gebelik döneminde düzenli egzersiz, anne adayının ruh ve beden sağlığını koruyor, bebeğin de ideal kiloyla dünyaya gelmesini ve ileride obezite gibi önemli sağlık sorunlarından korunmasını sağlıyor. Bu süreçte planlanan egzersiz programının doktor tarafından değerlendirilmesi, anne ve bebek sağlığı için olumsuz bir etki oluşturmaması açısından büyük önem taşıyor. Özel bir hastanenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Gülbin Destici İşgören, gebelik egzersizleri ve dikkat edilmesi gereken kurallar hakkında bilgi verdi.


Gebelikte gelişen diyabeti engeller
Sağlıklı bir yaşam sürme, hastalıkların önlenmesi ve tedavisinde hayatın her aşamasında olumlu etkileri olan egzersizin gebelik döneminde de önemi büyüktür.Gebelikte yapılan düzenli egzersiz aşırı kilo alımını engeller ve hareketsiz yaşam tarzına bağlı oluşabilecek obezite, gebelik şekeri gibi olumsuz durumların yaşanma olasılığını düşürür. Gebelik şekeri olanlarda ise kan şekerinin normal düzeylerde seyretmesini kolaylaştırır ve insülin tedavisi gereksinimini azaltır. Düzenli egzersiz yapan gebelerde, gebelik tansiyonu ve gebelik zehirlenmesi olarak bilinen ‘preeklampsi’ görülme riski de ortadan kalkabilmektedir. Ayrıca egzersiz vücudun ağırlık merkezinin değişmesine ve eklemlerde oluşan değişikliklere bağlı olarak sıklıkla hissedilen sırt, bel, bacak kasık ağrılarının azalmasını sağlar. 
Egzersiz yapan gebeler daha rahat uyuyor
Egzersizler, gebelikte sık görülen bacak kramplarını önler. Bağırsak hareketliliğini artırarak kabızlığın, kan dolaşımını artırıcı etkisiyle de varis ve hemoroidlerin (basur)önlenmesinde yararlıdır. Gebelik sürecinde en önemli problemlerden biri büyüyen gebelik hacminin akciğerlere baskı yapması ve buna bağlı yaşanılan solunum sıkıntısıdır. Düzenli yapılan egzersizlerle solunum kapasitesi de artmaktadır. Ayrıca egzersiz yapan gebelerin uyku bozuklukları yaşama riski azalmakta, daha düzenli ve kaliteli bir uyku düzenleri olmaktadır. 
Doğumlar daha kısa sürüyor ve sorunsuz geçiyor
Doktor kontrolünde yapılan egzersizler; ideal kilo alımına ve vücutta az yağ birikimine yardımcı olur. Egzersiz doğumun çabuk ve kolay olacağına garanti etmese de, daha kısa sürmesini sağlar. İri bebek doğurma riskini, doğum sırasında sorun yaşanma olasılığını ve sezaryen ile doğum gereksinimini azaltır. Doğum sonrası dönemde ise annenin daha erken toparlanmasına, bebeği ile daha çabuk ilgilenebilmesine , fazla kiloların kolay verilmesine katkı sağlarken, doğum sonrası depresyon olasılığını azaltır.
Bebeğin sağlığına etki eder
Düzenli egzersiz yapan gebelerin bebeklerinin ideal kilolarda doğma olasılığı daha yüksektir. Hamilelik süreci daha rahat ve stressiz geçtiği için doğum sonrası dönemde bebeklerin uykuları daha düzenli, kolik eğilimleri daha az olmaktadır. Bu çocuklarda cilt altı yağ birikimi daha az olmakta ve obezite ihtimali azalmaktadır. Ayrıca gebelikte annenin yaptığı düzenli egzersizin çocuğun zekasına olumlu katkıları olduğuna dair yayınlar mevcuttur. 
Gebelik sırasında düzenli egzersiz yapmak; 
•Anne adayına form kazandırır 
•Dayanıklılık ve esnekliği artırır 
•Dolaşım, solunum, kas iskelet ve mide bağırsak sistemlerinin düzenli çalışmasını sağlar. 
•Salgılanan endorfin sayesinde anne adayının psikolojik olarak kendini daha iyi hissetmesine yardımcı olur. 
•Stres ve kaygıyı da azaltır. 
•Cilde sağladığı esneklik ile anne adaylarında cilt çatlaklarının oluşmasını azaltır. 

Ancak erken doğum riski, düşük tehlikesi, kontrol altına alınamayan diyabet hastalığı veya hipertansiyon, bazı kalp ve akciğer hastalıklarının varlığı, kansızlık gibi etkenler egzersizi riskli hale getirebilir. Bu nedenle doktor önerisi ve kontrolünde yapılması çok önemlidir. 
Gebelik sürecinde egzersiz yaparken nelere dikkat etmeli?
1- Egzersize başlamadan önce gebeler ve gebeler için planlanan egzersiz programları mutlaka doktorları tarafından değerlendirilmeli, egzersizin anne ve bebek için olumsuz bir etkisi olmayacağından emin olunmalıdır.
2- Egzersiz, haftada 4-7 gün, günde 20-30’ar dakikalık süreyi kapsamalıdır. Egzersize 5-10 dakika ısınma ve esneme hareketleri ile başlanmalı, yine 5-10 dakikalık soğuma hareketleri ile son verilmelidir. Gebelik öncesi düzenli egzersiz yapmayan anne adayları günlük 10’ar dakikalık sürelerle egzersiz programına başlamalı, bu süre giderek artırılarak ideal süreye ulaştırılmalıdır.
3- Geniş kas gruplarını ritmik ve sürekli çalıştıran, vücuda esneklik sağlayan aktiviteler tercih edilmeli; denge kaybı, düşme, çarpma riski olan, zıplama ve hızlı yön değiştirme gerektiren aktivitelerden,uzun süre aynı pozisyonda hareketsiz kalmaktan ve uzun süre sırt üstü yatış pozisyonlarından kaçınılmalıdır.
4- Yürüyüş, yüzme, su jimnastiği, gebeliğe göre düzenlenmiş edilmiş yoga- pilates, sabit bisiklete binme tercih edilebilecek aktivitelerdir.
5- Egzersizin şiddeti, anne adayının kalp hızını hafif artıracak (10-30 atım/ dakika), egzersiz sırasında konuşmayı sürdürmeye engel olmayacak şekilde olmalıdır. Aksi takdirde bebeğe ve anne adayına yeterli oksijen gitmeme olasılığı mevcuttur.
6- Egzersiz programını karşılamak için yeterli kalori alınmalıdır. Egzersiz, yemek yedikten en az bir saat sonra yapılmalıdır.
7- Egzersiz havasız ve fazla sıcak ortamlarda yapılmamalıdır. Çok sıkı olmayan, esneyebilen ve nefes alan kıyafetler seçilmeli ve kullanılan ayakkabı yapılan spora uygun olmalıdır.
8- Egzersiz öncesinde sırasında ve sonrasında bol miktarda sıvı tüketilmelidir.


  Hamilelikte ciğer yenir mi?
Yazar: defne - 16/10/2018, 02:58 - Forum: Gebelik ve Sonrasında Güzellik - Yorum Yok

Ciğerin genellikle protein ve zengin demir içeriğine sahip olduğu bilinmektedir. Her gün ciğer yemek sağlık açısından faydalı olmaz. Ancak ayda bir defa tüketilen ciğerin uzmanlara göre herhangi bir sakıncası bulunmamaktadır.  Hamilelikte ciğer yenir mi sorusunun cevabını Kadın hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof Dr Bülent Traş şu şekilde açıklıyor;

Karaciğer genellikle vitaminler, mineraller ve proteinler bakımından zengin sağlıklı bir gıdadır, ayrıca yüksek miktarlarda da A vitamini veya retinol içerir. Önceden oluşturulmuş A vitamini, yumurta, süt ve karaciğer gibi hayvansal ürünlerde bulunur. Diyetinizde bulunan bu türden çok miktardaki A vitamini, gelişmekte olan bebeğinizde, özellikle gebeliğin ilk aylarında doğum kusurlarına neden olabilir.
Diğer tipteki A vitamini, meyve ve sebzelerde bulunan provitamin A karotenoidleri olarak adlandırılır. Bebek bekleyen bir annenin tüketebileceği karotenoid miktarında herhangi bir sınır yoktur, bu nedenle meyve ve sebzelerden çok fazla A vitamini almak konusunda endişelenmenize gerek yoktur.
Hamilelik sırasında günde ne kadar karaciğer yenilebilir?
Bir günde yiyebileceğiniz, önerilen karaciğer miktarlarına bir göz atalım. 100 g başına aşağıdaki gıdaların her biri için retinol seviyeleri aşağıdaki gibidir:
Tavuk karaciğeri: 14,000 µgRE
İnek karaciğeri: 1,100 µgRE

Hamilelik sırasında ciğer yersem ne yapmam gerekir?
Hamilelik sırasında ciğer yemenin herhangi bir sakıncası bulunmamaktadır. Ancak ciğerin tüketimi abartılmamalıdır. Hamileliğin ilk üç aylık döneminde bu gıdaları yemeyi bırakmanız en iyisidir çünkü fetüsünüzde doğrudan bir etkisi olabilir, ikinci üç aylık dönemde biraz yiyebilirsiniz, ancak tavsiye edilen alım sınırları olduğunu da unutmayın.
Hamileliğin ilk 3 ayında beslenmeye özellikle dikkat edilmesi gerekmektedir. Aksi takdirde ciddi sağlık sorunlarımeydana gelebilir. 

Karaciğer içerisinde çok fazla A vitamini barındırır. Bu nedenden dolayı hamilelik döneminde karaciğer tüketimi sakıncalı olabilir. Ancak ilk 3 aydan sonra karaciğer tüketimi önerilmez.  A vitaminin aşırı tüketilmesi doğum kusurlarının ortaya çıkmasına neden olabilir. 
Kusurlar mutasyonlar biçiminde olabilir ve hatta kanser hücreleri gelişmesine yol açabilir.


  Hamile kalmaya çalışıyorsanız bilmeniz gereken şeyler
Yazar: defne - 16/10/2018, 02:57 - Forum: Gebelik ve Sonrasında Güzellik - Yorum Yok

İlk olarak doğum yapmayı ve bir çocuk sahibi olmayı unutun, ilk aşamada sadece hamile kalmaya odaklanın. Çünkü hamile kalmak bazı kadınlar için çok zorlayıcı bir deneyim olabilir. Bebek yapma ister beyninizde oluşan bir fikir olsun isterseniz de aylardı uğraştığınız bir çaba olsun bu yola girmeye karar verdiyseniz bebeğinizi gerçekten istemelisiniz. Anne olmaya çalışırken bilmeniz gereken şeyleri sizin için maddeliyoruz.


Her kadın farklıdır
Kendi gebelik yolculuğunuzun arkadaşlarınızınkine benzeyeceğini asla düşünmeyin. İstediğiniz zamanda hamile kalacağınızı varsaymayın. Bunu hatırlamak önemlidir, çünkü hemen hamile kalamayabilirsiniz ve bu durum sizi üzebilir. Denemeye başladığı gün hamile kalmış bir arkadaşın varsa sizinde onun gibi olacağınızı düşünmeyin, herkesin yapısı ve döngüleri farklıdır. Belki 10 ay deneyeceksiniz ama hamile kalamayacaksınız, denemekten vazgeçtiğin an hamile kalabilirsiniz bunun bilincinde olun.
Sigara ve alkolden uzak durun
Bu durumu mutlaka biliyorsunuzdur, eğer hamile kalmaya çalışıyorsanız sigara içmek ve alkol tüketmek yumurtalıkların az çalışmasına ve sperm sayıların düşmesine neden olur.  
Araştırmalara göre, kadınlarda sigara içenlerin % 13’ünün yumurtalıkları daha az çalışıyor. Ayrıca, sigara içmek hamile kalmayı zorlaştırabilir. Bu nedenle hamile kalmaya karar verdiğiniz zaman sigara ve alkol kullanımını bırakmanız gerekiyor.

35 yaş korkusu
Çocuk sahibi olmayan neredeyse her kadın 35 yaşında doğurganlığının uçuruma düştüğünü düşünür. Gerçek şu ki 30’lu yaşlarda doğurganlık istikrarlı bir şekilde aşağı doğru düşme eğilimi gösterirken 38 yaşında bu eğim bir anda artar. ancak 35 yaşına odaklanmanın nedeni bu yaşta anne olmak bebeğin Down sendromu gibi bir kromozomal anormalliği olma riskini arttırır. Sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek için 30’lu yaşların sonuna gelmeden anne olmalısınız. Tabii bu kurallar herkes için geçerli değildir, yumurtalıklarınızın çalışmasına bağlıdır.
Doğum kontrol haplarını bırakmak vücudun dengelenmesini hemen sağlamayabilir
Bazı kadınlar doğum kontrol hapı kullanımını bıraktıktan hemen sonra adet döngüsüne devam eder. Fakat bazı kadınlar için aynı şey söz konusu değildir. Genellikle hormonal doğum kontrol hapları kullanımını durdurduktan sonra vücudun düzenli bir döngüye geçirmesi için aylar gerekebilir ve bu durum normaldir. Ancak yine de endişeleniyorsanız doktorunuza danışabilirsiniz.
Kayganlaştırıcı yağların üzerindeki etiketleri okuyun
Kayganlaştırıcı yağlar spermle savaşır ve hamile kalmayı zorlaştırıcı maddelerle doludur. Sperm dostu yağları seçmek sizin için önemli olacaktır, bu nedenle pH dengesini ve osmolalitesi arttıran maddeleri arayın ve gliserin içeren yağları kullanmaktan kaçının.
İnfertilite olmanız bebeğinizin olmayacağı anlamına gelmez
İnfertilite terimi serttir ve gerçekten de sıkıntı yaşatabilir. Fakat terimin gerçekten ne anlama geldiğini bilmek size yardımcı olabilir. Bir çiftin 12 ay boyunca korunmadan düzenli cinsel ilişkiye girmesine rağmen hamile kalamama durumudur. Ancak uzmanlara göre, bu sadece bir tanımdır ve çok önemli bir durum değildir, yani bu durum hamile kalmayacağınız anlamına gelmez. 
Düşük sperm sayısı, yumurtalıkların az çalışması veya yetersiz hormon seviyeleri gibi sorunlar olabilir. Ancak doktorlar tarafından yardımcı üreme teknolojisi uygulanabilir. Spermleri alarak yumurtalıkta döllenmesi sağlanır ve embriyolar rahme aktarılır, böylece hamile kalmanız kolaylaşır.
Gizli toksinleri evinizden çıkartın
Endokrin bozucular olarak bilinen birçok toksin vücudun normal hormonal faaliyetlerini değiştirebilir. Kadınların hamile kalmasını zorlaştırırken ve erkeklerinde sağlıklı meni üretmesini engeller. Bunlar kozmetik ve ilaçlarda bulunan parabenler, plastik gıda ve içecek kaplarında bulunan BPA, sabunlarda bulunan ftalatlar, deterjanlar,  şampuanlarda bulunan cıva ve kurşun gibi ağır metallerden kaynaklanır.
Doğru kiloya sahip olun
Aşırı kilolu veya fazla zayıf olduğunuzu düşünüyor musunuz?  Vücut kütle indeksinizi hesaplayın. 18.5’den düşük veya 30'dan fazla olması yumurtlamayı engelleyebilir.
Obezite gestasyonel diyabet, preeklampsi, doğum kusurları ve sezaryan gibi gebelik komplikasyonları riskini arttırabilir. Dolayısıyla, hamile kalmaya çalışırken sağlıklı bir ağırlıkta olmanız önemlidir. Sağlıklı bir kiloya nasıl ulaşacağınız konusunda doktorunuzla konuşun. Doğru yemek yemeniz, bol miktarda besin almanız, egzersiz yapmanız ve bol miktarda su içmeniz gerekir. Sağlıklı bir şekilde beslenmen vücudunuzu bebek yapmaya hazır hale getirmek için yeterlidir.
Deniz ürünlerine dikkat edin
Bazı balıklar da cıva yüksektir. Kandaki yüksek cıva seviyeleri hem kadınlarda hem erkeklerde doğurganlık sorunlarını etkiler. Ayrıca fetüsun gelişen beyin ve sinir sistemine zarar verebilir. Hamsi, istiridye, morina, yengeç, kerevit, mezgit, ringa balığı, somon, sardalya, karides, kalamar, alabalık, beyaz balık ve daha fazlasını içeren düşük cıvalı balıkları tüketebilirsiniz. Vücudunuzun kalıplarını öğrenebilmek için doktorunuzu ve kendinizi dinleyin. Vücudunuzu sizden iyi kimse tanıyamaz.


  Kolay hamile kalmak için neler yapılabilir?
Yazar: defne - 16/10/2018, 02:56 - Forum: Gebelik ve Sonrasında Güzellik - Yorum Yok

Hamile kalmak için uygun zaman hangisidir?
Hamile kalmak için en uygun zaman kadının adet döneminden sonraki iki haftadır. Yumurtlama sağlıklı bir kadında bu dönemde gerçekleşmektedir. 


Korunmayı bırakmak
Korunma yöntemine göre korunma bırakıldıktan 0-3 ay içerisinde hamile kalınabilir. Spiral ya da doğum kontrol hapı kullanımı bırakıldığında ertesi ay, korunma iğnesi bırakıldığında ise 3-4 ay gibi bir süre sonra hamile kalınabilir.
Düzenli sevişme
Doğurganlık problemi olmayan çiftlerin düzenli sevişme ile çocuk sahibi olabilme ihtimalleri artmaktadır. Düzenli sevişme haftada 2 ya da 3 kez olmalıdır. Araştırmalara göre bu şekilde düzenli sevişen kadınların %70’i 6 ay içerisinde hamile kalmıştır.
Beslenmenize takviye yapın
Hücre yenilenmesi, sperm kalitesinin ve sperm sayısının arttırılması için besin takviyesi önemlidir. Özellikle hücre yenilenmesi için E vitamini, sperm kalitesi için C vitamini, testosteron ve sperm sayısı için selenyum tüketilmesi uzmanlar tarafından tavsiye edilmektedir.
Kafeinden uzak durmak
Araştırmalara göre kafein hamile kalma ihtimalini düşürmektedir.
Cinsel ilişki sonrası kadının sırt üstü yatması
Ayakta ya da oturur vaziyette yapılan cinsel birleşmeler sonrası yer çekiminin de etkisiyle spermlerin rahim ağzından geçmesi zorlaşmaktadır. Cinsel ilişki sonrası kadının sırt üstü yatması spermlerin rahim ağzından geçmesini kolaylaştırarak hamile kalma ihtimalini arttırmaktadır. 
Erkeğin dar kıyafet giymemesi
Kasık bölgesindeki ısı artışı spermler için problem yaratmaktadır. Bu dönemde erkeklerin dar pantolon ya da baksır giymemesi hamile kalınma ihtimalini arttıracaktır.
Sıcak yerlerden uzak durmak
Çiftlerin bu dönemde yüksek ısıya maruz kalmamaları tavsiye edilir. Sauna ya da sıcak suyla banyo yapmanın hamilelik ihtimalini düşürdüğü belirtiliyor.

Elektronik aletlerden uzak durmak

Televizyon, bilgisayar gibi elektronik aletlerin yaydığı elektromanyetik dalgaların hamilelik için zararlı olduğu belirtiliyor. Bu sebeple monitöre 80 santimetre uzakta oturmaları tavsiye edilmektedir. 
Kayganlaştırıcı veya krem kullanmamak
Kayganlaştırıcı krem gibi kimyasal madde içeren ürünlerin kullanılması spermlere zarar vermektedir. Bu da hamilelik şansını azaltmaktadır. Bu sebeple bu tarz ürünlerden uzak durulmalıdır. 
 


  Tüp bebek (Embriyoloji) laboratuvarında hangi işlemler uygulanıyor?
Yazar: defne - 16/10/2018, 02:55 - Forum: Gebelik ve Sonrasında Güzellik - Yorum Yok

Gerek tedavi protokollerindeki yenilikler gerekse laboratuvar teknolojisi ve kaliteli embriyo gelişimini desteklemeye yönelik laboratuvar malzemelerindeki gelişmeler gün geçtikçe tüp bebek tedavisinde başarıyı arttırmakta ve birçok çiftin çocuk sahibi olmasına olanak sağlamaktadır.
Tedavi aşamasındaki çiftler yumurta toplanacağı güne kadar her türlü gelişmeyi tedaviyi yürüten doktor ile beraber konuşup gözlemleyerek bilgi sahibi olurken başarının belki de en önemli aşaması olan embriyoloji laboratuvarındaki işleyişle ilgili olarak meraklarını yeterince giderememektedirler.
“Peki, yumurta ve spermin başına laboratuvarda neler geliyor?” sorusu pek çok çiftin merak ettiği bir konudur.
Klasik IVF (tüp bebek) yapılacaksa yumurtalar ayıklanmadan ve her bir yumurtanın etrafına belli yoğunlukta sperm konularak spermin kendisinin yumurtayı döllemesi hedeflenir. Ancak biz günümüzde daha çok mikroenjeksiyon (ICSI) dediğimiz ve her bir yumurtanın içine bir adet spermin embriyolog tarafından enjekte edildiği yöntemi kullanmaktayız. Bu şekilde döllenme başarısı çok daha yüksek olmaktadır.
Mikroenjeksiyon (ICSI) yapılacak çiftlerde yumurta ve spermin işleme hazırlık aşamaları şu şekildedir:
Kadından toplanan yumurtalar granulosa hücreleri denilen bir hücre topluluğu tarafından sarılmıştır. Yumurta toplama işleminden sonra yumurtalar inkübatör denilen özel muhafaza ortamında belli bir süre bekletilerek yumurtalara laboratuvar ortamına alışması ve olgunlaşma fazı için süre tanınmış olur. Bu süre ortalama 1-2 saattir (yumurtalara dölleme işlemi yapılmayıp direkt yumurta olarak dondurulacaksa beklememek ya da süreyi minimuma indirmek daha başarılı sonuçlar alınmasına yardımcı olur).  
Toplanmış olan yumurtalar mikroskop altında embriyolog tarafından etrafını sarmış olan granulosa hücrelerinden arındırılır, ayıklanır ve kaliteleri /olgunluk dereceleri değerlendirilir. Germinal vezikül (GV), Metafaz I (M1) ve Metafaz II (M2) denilen olgunluk derecelerine göre yumurtalar ayrıştırılır. Sperm ile döllenmeye hazır olan yumurta M2 yumurtadır ancak başarı oranı daha düşük olsa da M1 yumurtalara da dölleme işlemi yapılabilmektedir. Mikroskop altında ayrıca yumurtaların iç yapısının durumuna(parlak/granüllü/vakuollü vb..) , polar cisimciğinin yapısına bakılarak kalite hakkında bilgi sahibi olunur.
Kadının yumurtası toplanırken hastanın eşinden de sperm örneği alınır. Sperm örneğinin mikroenjeksiyon işlemi için hazırlanmasında farklı yöntemler mevcuttur. Klasik olan yıkama ve gradient denilen yöntemlerin dışında özellikle son dönemlerde spermlerin genetik yapısındaki hasar derecesine göre ayrılmasını sağlayan mikroçip yöntemi başarıyla uygulanmaktadır.
Sperm çip uygulanırken spermler üzerinde klasik yöntemlerde başvurulan ve spermde travma yaratabilecek aşamalar yoktur. Ve sperm örneği akışkan çipe uygulanarak sperm DNA hasarı olan spermlerin DNA hasarı olmayan ya da çok az hasar olan spermlerden ayrışması sağlanmış olur.
Embriyo gelişimi sürecinde döllenme oranı ve beşinci gün yani blastokist dediğimiz rahme tutunma aşamasındaki embriyo sayısının daha çok erkeğin spermine bağlı olduğu bilinmektedir. Çip yönteminde sağlam DNA’ya sahip olan spermler embriyolog tarafından yumurtaları döllemek için kullanılır ve bu şekilde gerek embriyo sayısı gerekse embriyo kalitesinde ve beşinci gün yani blast aşamasına ulaşacak embriyo sayısında yüz güldürücü sonuçlar alınabilmektedir.
Embriyoloji laboratuarında aynı gün işlem yapılan hastalarda karışıklık olmaması ve sonuçları oldukça travmatik olabilecek yanlışlıklara sebebiyet verilmemesi adına özel güvenlik önlemleri alınmakta, barkodlama sistemi kullanılmakta ve bir hastanın işleminin yapıldığı ortamda işlem bitene kadar başka bir hasta işlemi yapılmamaktadır.


  Hamile kalmak için balık yiyin
Yazar: defne - 16/10/2018, 02:54 - Forum: Gebelik ve Sonrasında Güzellik - Yorum Yok

Gebelik şansı %92 
“Çalışma için Michigan ve Teksas’tan 500 çift bir yıl boyunca izlemeye alındı. Deniz ürünü tüketimi ve gebe kalma süresi arasındaki ilişkiyi saptamak için katılımcılar günlük olarak besin tüketimlerini ve cinsel aktivitelerini kaydettiler.
Sonuçlar göstermiştir ki, haftada iki kereden fazla deniz ürünü tüketen çiftlerin gebeliğe ulaşması yüzde 92 iken daha az deniz ürünü tüketen çiftlerde bu oran yüzde 79’da kaldı. Ayrıca deniz ürünleri tüketen çiftlerin cinsel birliktelik oranı, diğer çiftlere göre yüzde 22 daha fazlaydı. Çiftler aynı gün deniz ürünü tükettiğinde diğer çiftlerden yüzde 39 daha sık cinsel birliktelik yaşadılar.
Bir yıl içinde hamile kalamayanlar 
Daha önce yapılan pek çok çalışmada, omega 3 ten zengin balıkları tüketmenin (somon ve tuna) progesteron seviyesini artırdığını, gebe kalma süresini kısalttığını ve daha kaliteli sperm oluşumunu kolaylaştırdığını göstermiştir.
Bu tür çalışmalar, bir yıl içinde doğal yollarla gebe kalamayan çiftlerin, medikal yardıma ihtiyaç duymadan gebelik şansını artırmaya yardımcı olabilirler.
Erkeklere balık ve midye tavsiyesi
Çalışmanın ilginç sonuçlarından birisi, kadınlar kadar erkeklerin de deniz ürünü tüketmesinin çok önemli olduğudur. Gebelik oluşumunda kadın faktörü kadar erkek faktörü de önemlidir. Özellikle balıklardaki omega 3 asidi, midye deki çinko sperm sayısını ve hareketini düzeltir.
Kılıç ve köpek balığına dikkat!
Deniz ürünleri hem protein hem de mineraller açısından zengindir. Fakat içerdikleri civa miktarı konusunda bazı endişeler de vardır. 2017’de FDA özellikle gebelik düşünen kadınları haftada 3 kereden fazla balık tüketmemeleri konusunda uyarmıştır. Ancak özellikle ABD de kadınların tükettiği balıklar yüksek civa içermezler. Civa miktarı fazla olan balıklar daha çok kılıç balığı ve köpek balığıdır.
Son 10 yılda üreme ve beslenme bağlantısı konusundaki yayınlarda patlama yaşanıyor. Deniz ürünleri de bu konuda en önemli araştırma konularından birini oluşturuyor.”


mersin bayan escort mersin escort bayan